HİCRETİN HİKMETİ

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)in gerçekleştirdiği ve dünya tarihinin akışını değiştiren en önemli olaylardan biri hicrettir.

Hicret, sevgili Peygamberimizin Mekke’den Medine’ye göç etmesine denir.
Medine'ye göç eden Müslümanlara "Muhacir", Resulü Ekrem'e ve muhacirlere yardım eden Medineli Müslümanlara da "Ensar" denilmiştir.

13 yıl boyunca Mekke de Müslümanlara yapılan zülüm dayanılmaz boyuta ulaşınca ve Müslümanlar inançlarını muhafaza ve ibadetlerini yaşama imkanı kalmayınca hicret farz kılınmıştır.

"Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, onları dünyada güzel bir şekilde yerleştireceğiz. Eğer bilirlerse ahiretin mükâfatı elbette daha büyüktür " (Nahl Suresi 41)
Hicret, mahiyeti itibariyle İslam tarihinde bir dönüm noktasıdır. Bundan dolayı Hz. Ömer'in halifeliği döneminde Müslümanlar takvimlerinin başlangıcı olarak hicreti kabul etmişlerdir.
Hicret, imanın küfre, adaletin zulme, ilmin cehalete, izzetin zillete karşı zaferidir. İslam’ın sabırdan aksiyona ,cemaatten devlete geçişidir.

Hicret; Allah (c.c)’ın dinini ve davasını yaşatmak için malını, canını, mevkisini ve doğup büyüdüğü yurdunu terk eden mümtaz insanların destanıdır.

Hicret; Allah’ın davasına gönül veren ve insanlığa örnek olan ashabın, yurdunu, ailesini ve maddi varlıklarını bırakarak yaptığı çileli yolculuktur. Bir başka ifadeyle, yıldızların Mekke’den Medine’ye kaymasıdır "(Ey Muhammed!) Yakında seni yurdundan çıkarmak için, muhakkak ki rahatsız edecekler ve o takdirde onlar da senin ardından pek az kalacaklardır. Bu, senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlerimiz hakkındaki sünnetimizdir. Bizim sünnetimizde herhangi bir değişme göremezsin."(İsra Suresi 76-77)

Hicret Her Türlü Günah ve Kötülüklerden Kaçmaktır


“ Hakiki muhacir, Allah'ın yasakladığı şeylerden kaçan, kötülüklerden ve günahlardan uzaklaşan terk (hicret) eden kimsedir” (Buhari, İman, 9 ) (İbni Mace, Fitne, 2 (3924) buyurmuştur.
O halde, bizler de Allah’ın yasakladığı şeylerden kaçınıp nefsimizin kötü isteklerini engellemeye çalışarak her an hicret halinde olabilir ve hicret sevabına nail olabiliriz.
Allah'a gerçek manada inanan insan “gönül Medine'sine” ulaşmak yolunda her türlü haramdan sakınırken bir dağı geçer, her farzı yerine getirirken bir ovayı aşar, her iyilik yaptığında onun için bir adımdır. Her doğan gün onun ümidini arttırır, her batan gün aşk ve şevkini güçlendirir.
O, kendi içinde hicreti yaşayandır. Ailesi ile iken hicrettedir. Toplum içinde hicrettedir. Dünyada hicrettedir, yaşadığı çağda hicrettedir.

Hicret, kötü şartlardan kaçış değil; İslam’ın hükümlerini yaşayacak ve yaşatacak yeni şartların ve mekanların aranışıdır.

Hicret; Hak'kın batıla galip gelmesi ve İslam'ı tümüyle yaşamanın azmidir.
Hicret; Tevhid inancının kalplerde kökleşmesinin, gerektiğinde mallardan ve canlardan feragat etmenin sembolüdür.

Peygamberimizin Mekke'den Medine'ye hicreti; bir manada zulüm ve haksızlıklardan, hak ve hürriyete göç etmenin bir sembolüdür.
Önemli olan bulunduğu yerde mücadele edip dinini ve inancını yaşama hürriyetine sahip olmasıdır.

Hicret, hasrettir, ümittir, ulvi hedefleri gerçekleştirme azmidir. Kendini bilme ve bulma arayışıdır. Milli ve manevi değerleri koruması için mücadele etmesidir.

Nasıl ki Müslümanlar Mekke'de inancından dolayı uğradıkları haksızlık ve baskıdan
hicretle hürriyetlerine kavuşmuşlarsa, bizler de ruh dünyasında kötülüklerden kurtulmayı ,haksızlıklar karşısında mücadele etmeyi hicretle gerçekleştirebiliriz.
"Şüphesiz ki iman edenlere, Allah yolunda hicret edip, cihad edenlere gelince, işte onlar, Allah'ın rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir." (1)
Hasıl-ı kelam hicret; Cimrilikten---cömertliğe, Zulmetten---nura,
Dalaletten---hidayete, Anarşiden---sükunete, Zulümden---adalete, Nefretten---sevgiye, Kinden şefkate, Esaretten---hürriyete, Kölelikten efendiliğe, Çirkinden---güzele, Taassuptan---sağduyuya, Zarardan kârâ Batıldan---Hakk’a, Şeytandan---Allah’a göç etmektir.

Bu vesileyle Muharrem ayının birlik ve kardeşlik duygularının daha da gelişmesine ve dünya üzerinde huzur ve barış tohumlarının yeşermesine vesile olmasını diliyor, Rabbimizin feyiz ve bereketini arttığı, ihsan ve kereminin bollaştığı bir aya girmenin sevinci ve mutluluğu ile Milletimizin ve İslam aleminin Hicri 1444. yılını tebrik ediyorum. Hicri yeni yılımızın kendimiz, milletimiz ve ümmеt için , uyanışımıza ,direnişimize ve dirilişimize vesile olmasını Yüce Mevla'dan niyaz ediyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zekeriya Altuntaş - Mesaj Gönder

# bir

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Derincemiz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Derincemiz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Derincemiz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Derincemiz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.