Neden Bu Kadar Öfkeliyiz ?

Güncel sorunlarımızdan biri “öfke kontrolü”. Özellikle gençlerimizi dinlediğimizde bu sebepleri oluşturan faktörlerin başında sevdikleri, ilgi duydukları işleri yapmak yerine , ebeveynlerinin seçtikleri yolda ilerledikleri için çok ta keyif aramadan öylesine yaptıkları işlerden dolayı mutsuz ve umutsuz olmaları öfke birikmesine sebep oluyor, sonucuyla karşılaşıyoruz. Bu da haliyle işini sadece ayın sonunu getirmek için bekleyen kimselerle dolduruyor. Ve bu beden diline de yansıdığında, bitse de gitsek , tarzı bir bakış açısıyla yüzleştiriyor bizleri.

Yaşadığımız şartlarda elbette ailelerin de gelecekte çocukları için öncelikle aradıkları meslek dalı konforlu çalışma şartları olan, maddi getirisi iyi düzeyde olup iş kaygısı yaşatmayacak iş alanlarına yönlendirmek birincil işlevleri oluyor haliyle. Elbette onlar da haklı. Ancak mesleklerin sadece maddi kaygı ile seçildiği durumlarda sonrasında bütün hayatımızı sabote eden sorunlara yol açtığını ve özellikle de ilk fırsatta öfke patlamalarına neden olduğunu unutmamalıyız. Sadece eğitimde karşılaşmıyoruz bu durumla günlük hayatımızda ne çok öfkeli insanlarla bir aradayız değil mi? Trafikte mesela. Hiç kimsenin beklemeye tahammülü yok. Herkes adeta açık arıyor. El sürekli kornada . Sesli şekilde tacize fırsat aranıyor. Trafik jargonunun kalabalık sesiyle daha güne başlarken olumsuzluklarla ve tehditlerle varıyoruz iş yerlerimize.

Hepimiz sosyal hayatın hangi alanında olursa olsun asık suratlı insanlardan yakınır dururuz. Özellikle kamu hizmetinde çalışanlar daha bir gözümüze batar. Mesela üniversiteye ilk kayıt olurken işlemlerinizi yapan kişiyi hatırlayın. Bir çoğumuzun karşılaştığı kişi ; adeta hayata küsmüş, hiçbir heyecanı olmayan, silah zoruyla orada oturtuluyormuş gibiydi. Ne yazık, oysa oraya gelen herkes heyecanlı, yeni hayatlarının ilk günü ne de olsa. Çok azdır güler yüzlü kimselerle karşılaşmak. Mesela hepimizin korkusudur asık suratlı bir doktor, öğretmen , banka görevlisiyle muhatap olmak. Çoğunlukla duyarız , “Soru sormaya korkuyorum.” Tarzı cümleleri. İşte değerli okurlar bunlarda sosyal yıpranma ne kadar olsa da sonucunda işini sevmek ile ilgili noktalara geldiğimiz gerçeği son durağımız olur hep. Hepimiz karşımızdaki ile iletişim kurarken sakince sorularımıza cevap bulmak istiyoruz. Ya da gerilmeden işlemlerimizi sonlandırmak. Mesela geçenlerde bir market çalışanı ile karşılaştım. O kadar güzel karşıladı ki gelenleri ve bir o kadar geniş yüreklilikle uğurladı ki gidenleri, istemsizce bir gülümseme yayıldı yüzüme. İçimden sosyal yıpranmanın ona tesir etmemesi için dilekte bulundum. Heyecanını kaybetmeden öfkeye yenik düşmemesi için.

Ya siz, sosyal hayatta öfkeli ve asık suratıyla karşısındakini korkutan birisi misiniz ya da birileri sizi gördüğünde pozitifliğini karşısındakine yayanlardan mısınız? Karşınızda kimi görmek isterseniz öyle biri olmanız dileğiyle.

Eğitim-Meslek Danışmanı/Öğrenci-Yaşam KoçuDuygu Yiğit TETİK

@duyguokulueğitimvednsmanlik

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Duygu Yiğit Tetik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Derincemiz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Derincemiz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Derincemiz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Derincemiz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.